BLOG:lunaparkkizi0 yorum var - 11 Eylül 2007 18:05Yazımın başını kaybedeli saatler oldu. Nasıl başlayacağımı bilememenin huzursuzluğu içinde sabahtan beri bir giriş cümlesi arıyorum. Kaybettim onları, tıpkı diğerleri gibi. Kahrolası anlamsızlık yüklü duruşlarda kendi anlamımın aslında pek de anlamlı olmadığını fark etmekle başladı her şey. Uyuyamıyorum...Huzursuz bir ruhum var. Her gece karanlık bir ormanda dolaşan bir bedene saklanıp korkumla beslenen kabusların arasından geçiyorum. Nasıl bir gece ki bu benden besleniyor ve ben de kayıtsız kalıyorum. Lanet olası... Bazen herkese olur diyorum, sadece sövmek istersiniz. Sadece ipler elinizden kayarken "lanet olsun git, bit hadi" demek istersin, işte öyle bir an bu da. Oldukça sıradan ve fani. Beni daha da bana yaklaştıran. Karıştığım ve karışamadığım şeyler var. Kendimden uzak tutup da yaklaşamadıklarım. Sanki orada sadece koca bir ateş var. Feraget etmişim ben. İçimden bir şey kopmak zorunda yola devam etmek için. Sevmekten, kahkalarla gülmekten, sevilmekten,sevişmekten,birine her şeyini anlatmaktan biraz da ağlamaktan vazgeçtim ben. Belki mantıklı belki mantıksız ama kendimi salak bir seçimin ortasında buldum. Sonra da bunun seçim meselesi olmadığını anladım ve başladığım yere döndüm. Bu sefer de tüm isteklerimi kaybetmiş olduğumu gördüm. Kaybetmediklerim de vardı tabi karamsarlığım ve onunla yaşayan hayata ironik bakışım. Soğumuştum hayattan. İnsanları uzağımda bırakmışım, elimden birçok şeyin kayıp gitmesine hayat kadar ben de karşıdan bakmışım. Mücadelenin ortasında elimde sefer tasıyla dururken umutlarımın geçit törenine katılmışım. Hayat... Bunu düşünüyorum, ne yani bu. Biz burda bir puzzle çözmek için mi varız. Hakikaten anlamı mı var yoksa anlamlar bütünü mü? Allah aşkına nedir tüm bu saçmalık? Hayatımı olmadığı gibi gösteremem. Naylondan acılarıma entelektüel kılıflar dikerek onları "allenvari" filmlere çeviremem (böyle bir kaygım yok) Sıradan bir kasabanın sıradanlığı içinde anlaşılamayacak kelimeler arayan deli bir kadın. Hımm, genç, deli,üzgün,depresif,gülümseyebilen ve müzik dinleyen. Anlaşılamamak... Neden böyle bir derdimiz olsun ki? Birbirimizden farklıyız ama sıradan olmadığımız anlmına da gelmiyor ki. İşi yokuşa süren sanki biraz da bizmişiz gibi. Kek yapmak...Hayatı kek yapmaya benzettim bugün. Cıvık hamur sen çırptıkça ellerine daha da sıvanır ve kurtulamazsın. Hadi kurtuldun diyelim, bu sefer de bir türlü ayarlayamadığın fırının sıcak kollarına bırakırsın. Elektrik kesilmezse ya kek aşırı ısıdan fıss söner ya da zaman ayarı hakikaten ayarsız olan fırın yakar kekini. Tabi kekin sağlam çıktığı da olur ama ben daha bunu başaranlarla tanış olmadım rivayet üzerine yazıyorum. Böyle işte. Umutların kayıp gittiği anlar vardır, yenildim galiba dediğin. Evet öyle bir an bu da. Tekrarlanmaz olanın daimi tekrarı bir de javu işte o kadar. Yenilgiler...Aslında hep birbirine benzer. Bebeyken ill kıç üstü oturuş, Okulda alınan ilk kırık not, reddedilme, dışlanma, uğruna birçok şeyden geçtiğin birinin seni yarı yolda bırakması... Hımm, hepsi tanıdık. Saklamıyorum, daha aklıma gelmeyen niceleri var. Sadece şimdi anlatmak istedim. Arada hepsini düşünüyorum. Hepsini çünkü onlar benim. Her şeyin üzerime geldiği anlarda daha da büyüyen yenilgilerim, geceleri üzerime gelen yalnızlığım, huysuzluğum ve uykusuzluğum. Bazen diyorum, belki de hayatın kısa devre yapmış bir anına sıkışıp kaldığımı düşünüyorum. Hakikaten de karanlık ve basık bir yerine. Hayat ya da yaşam ortamı diye bize kaktırılan kozmosta, kaosun Allahını yaşıyor olmak garip geliyor. Bu nasıl bir düzen diyorsunuz. Hayat biraz da canavar gibi bazen. Benim ve senin umutlarınla besleniyor. Benim hayalgücüm, senin isteklerin ve gücün bir başkasının duaları...Aslında hepsi de aynı. Bu düzenin günlük nevalesi. Umut..neyi umut etmem gerek? Hadi artık bulmaktan sıkıldım sen söyle biraz. Nasılsa aşklarımı, yazılarımı,isteklerimi,inancımı, yaşlarımı kaybettim. Ve biraz da filmin devamını merak ediyorum. Geçen hafta gene bir mucize istedim ama sadece sıkıntılı günlerin fırtınasına gömülüp sonra da silkelendim. Olan sadece bu. Geride inanılmaz bir baş ağrısı, uykusuzluk ve çelik gibi sinirler kaldı ve tabi braz da argoya bulaşmış dürüstlüğüm. İçimden bir şey gelmiyor, beni bir köede bıraksan adım atıp atmama adına bile düşünemeyecek kadar yorgunum. Beni duyuyor musun, bir süreliğine oyundan çıkmak istiyorum. Oyun sana ait de olsa ben ESC tuşunun yerini biliyorum. |