BLOG:lunaparkkizi

blog'a geri dön

0 yorum var - 29 Haziran 2008 00:01

Daha ne kadar ısınabilir dediğim hava sınırları ve sinirlerimi zorlarken bir baktım gene burdayım ve ölümlü zihinlere bilişsel yöntemleri kullanarak eziyet ediyorum.

Genelde akıldışı düşüncelerle kendi zihnime zarar verirdim önceleri. Sadece kendime. Çünkü kimseye bu düşüncelerden,düşüncelerin kaynağından, bende bıraktığı sonuçlardan bahsetmezdim. Yıllar geçti, hırçınlığıma gömülüşüm devam etti. Ta ki geçen yıllar içinde bu düşüncelerin temellerinin aslında hiç olmadığını ya da temel denebilecek şeylerin aslında rasyonel olmadığını anlayana kadar... Allah razı olsun A. Ellis, her ne kadar ateist olsan da...
(A. Ellis irrasyonel düşünelerimi yüzüme vuran ilk teorisyendir, isterseniz bi ara ondan ve kuramından da bahsederim.)

Neyse yıllar geçti, temelsiz hırçınlığım peşimden geldi. Bana iki kez zarar verirken çevremdekilere de dokundu şöyle bir. Yıllar içinde, yıllardır içinde kaybolduğum döngüyü buldum ben.

Seviyorum insanları, hem de çok. Çok sevince akılcı beklentilerime kıran giriyor ve etrafımda sürekli duran saçma düşünelere ve gerekçelere dayanıp öfke saçıyorum, kırıyorum, acıtıyorum.

Aslında acıtırken ruhlarını, ne kadar kırıldıklarını görerek zevk de alıyorum. Hmm biraz sadistçe itiraf etmek gerekirse ama onların ne kadar üzüldüğümü anlamaları için bunu yapmaktan alıkoyamıyorum kendimi. Kendime işte bu kontrolsüzlük hissi ve başkasını üzme fikirleri yüzünden kızıyorum. Çok sevdiğini neden acıtasın ki? Gerçekten seviyorsan...

Bilmiyorum, ama hissettiklerim çok açık. Gerçekleimeyen beklentiler sebebiyle hırçınlaşma ardından üzülme, beklentiyi karşılamayanı üzme ve sevdiğini sebepsizce üzmenin yarattığı ağır üzüntü dalgası. Bu döngüden pek hoşlanmadığımı anlamakta zorlanmadığınızı düşünüyorum.

Kendime söz geçiremediğim ender şeylerin arasında bu da işte. Dizgünleyemediğim öfkem, kıskançlıkla alakasız hırçınlığım, yakınlaşmak isterken ortaya çıkarttığım iticiliğim, kırıcı sözlerim... Gene de tüm bunlara rağmen aynı benim. Bunu biliyorlar mı, bir fikrim yok ama arada anlatmaya çalışıyorum. Başarıyor muyum bunu bilmiyorum. Acaba ben arada bir şeyler başarıyor muyum?

Kendime sorduğum sorulara döndüm hırçınlığımdan. Belki de hırçınlığımın karnı en çok sorularımla doluyordur. Belki;"beni seviyor mu?", "Umrunda mıyım?", "Gerçekten seviyorsa buna dikkat etmesi gerekmez mi?"... Daha saymayayım çok daha sıkıcı gerisi. Sorular...Beynimin tee bi yerindeki duygulardan sorumlu nöronları dize getiren yanlış algılarımın maddesel çıktısı. Sizden de hoşlanmıyorum. Bu yazı nasıl biter bilmiyorum. Ama burada bırakıyorum...